Kadıköy escort Guatr, Hipertiroidi,Paratroid Adenomu - Bilge Hastanesi
444 95 75
guatr

Guatr, Hipertiroidi,Paratroid Adenomu

GUATR NEDİR?

Halkımızda guatr denildiğinde sanki tek bir hastalıkmış gibi bir algı mevcuttur. Bu yanlış bir ilgidir. Guatr sözcüğü şemsiye altında tiroid bezinin, sebep, tanı ve tedavisi son derecede farklı çok sayıda hastalığı yer almaktadır. Tiroid bezinin her türlü hastalığına guatr denilmektedir. Bezin aşırı çalışması veya yetersiz çalışması veya büyümesi veya içinde nodül dediğimiz yuvarlak veya elipsod yapılanmaların oluşması gibi durumların her biri ayrı bir guatrdır.

GEBELİK VE TİROİD

Gebelikte tiroidle ilgili önemli değişiklikler olmaktadır. Bu değişiklikler gebeliğin dönemlerine göre farklılık gösterir ve ayrıca doğum sonrası dönemde de tiroid bezi etkilenir. Normal gebeliği olup, tiroid sorunları olmayan bir kadında gebeliğin neden olduğu tiroid ile ilgili değişikliler yanında, tiroid hastalığı olup gebe kalan kadınlardaki tiroid sorunlarını farklı değerlendirmek gerekir. Tiroid sorunu olamayıp gebe kalan bir kadında, gebeliğe özgü hormonal değişiklikler ve metabolik gereksinimdeki artışa bağlı olarak iyod ihtiyacı artar.

Hafif iyod eksikliği önemli değişikliğe neden olmaz, ancak yoğun iyod eksikliği bölgelerinde hem annenin hemde fetus (anne karnındaki bebek) etkilenir. T4 seviyesinde düşme, TSH’da artmaya neden olur. Gebelik süresince tiroid bezinde %10-20 civarında büyüme oluşur. Dünya Sağlık Örgütü gebelikte ideal diyet iyod içeriğini 200 mgolarak önermektedir. Gebelikte tiroid fonksiyonlarını değerlendirmek için total T3 (TT3) ve total T4 (TT4) ölçülmelidir, bu hormonları bağlayan proteinlerde artış olduğu için TT3 ve TT4 yüksek bulunur. Hatalı tanıya neden olmamakiçin serbest T3 (ST3) ve ST4 düzeyi de gebelikten etkilenir. Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında TSH normalin altına inebilir. Bu durumun gebeliğe bağlı geçici bir durum mudur, yoksa bir troid hastalığının yansıması mıdır, bunun ayırt edilmesi gerekir. Böyle bir durumda gebe kadın varsa bir endokrinolog, yoksa iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmeli, kadın doğum uzmanı ile birlikte izlenmelidir.

HİPOTİROİDİ

Hipotiroidi kadınlarda adet düzensizlikleri, aşırı kanama, memeden süt gelmesi ve kıllarda artışa neden olur. Hafif hipotiroidizmde gebelik oluşabilir, ancak ölü doğum, düşük ve prematür doğumaneden olur. Eğer hipotiroidizm ağırsa, gebelik oluşmayabilir. Hipotiroid gebede hipertansiyon sıklığı artar. Bebeğin zeka gelişimini kötü yönde etkiler.

Bu olumsuzluklar nedeniyle, hipotiroidisi olan bir kadının gebelik öncesi tedavisinin yapılması gerekir. Gebeliğe karar verildiğinde, menstruasyonun bitiminden hemen sonra tiroid fonksiyon testler, ölçülmeli, ilaç dozu düzenlenmelidir. Gebelik oluştuktan sonra, gebeliğin 8-12 haftaları ve 20. haftada TSH ölçülmelidir. Özellikle gebeliğin ikinci yarısında ilaç dozunu artırmak gerekir. İlaç dozunu artırdıktan 1 ay sonra ST4 ve TSH ölçümü yapılarak kontrol edilmelidir. Gebelik sırasında ilk kez hipotiroidi saptanırsa hemen tedaviye başlanması, bir ay sonra ST4 ve TSH ölçümü yapılarak doz ayarlanması gerekir.

HİPERTİROİD (TİROTOKSİKOZ) Tiroid hormonları (ST3 ve ST4) artmış, TSH ise normalin altındadır. En sık nedeni Basedow-Graves hastalığıdır. Doğurganlık çağındaki hipertiroidili bir kadın gebelik planlarsa, önce hastalık tedavi edilmeli, sonra gebelik planlanmalıdır. Hipertiroidi, kadınlarda adet düzensizliğine neden olabilir. Gebelik sırasında aşırı yorgunluk, halsizlik, çarpıntı, terleme,sıcağa tahammülsüzlük, titreme, aşırı sinirlilik, iştahın iyi olmasına rağmen her ay alınması gereken kilonun alınamaması, ultrasonografi ile bebek gelişiminin iyi olmadığının saptanması hipertiroidiyi düşündürmelidir. Bazen gözlerde büyüme eşlik edebilir. ST4 yüksek ve TSH düzeyi ölçülürse, tanıya yardımcı olması için antikor testleri (Anti-TPO, Anti-Tg ve TSH reseptör antikoru) yapmak gerekir. Gebelikte tiroid sintigrafii kesinlile çekilmez. Gebeliğin ilk yarısında hipertiroid saptanırsa, bu durumun gebeliğe bağlı geçici bir durum olabiliceği ve gebeliğin 18. haftasına kadar kendiliğinden düzelebiliceği hatırlanmalıdır.

Bir endokrinolog veya iç hastalıkları uzmanının değerlendirilmesi gerekir. Eğer gebeliğe bağlı geçici tirotoksikoz değilse ilaç ile tedavisi gerekir. Bu ilaçlar anneden bebeğe geçer ve bebekte anne karnında iken hipotiroidiye neden olur. Ülkemizde propycil ve thyromazol isimli iki ilaç kullanılmaktadır. Thyromazol’ün bebeğe geçişi daha fazla olduğu için gebelerde propycil kullanılmalıdır. Mümkün olan en düşük doz verilerek tedavi edilmeli, aylık TS4, TSH kontrolü yapılmalı, eğer yüksek doz gereksinimi olura mutlaka deneyimli bir merkezde izlenmelidir. Hipertiroidi tedavisinde kullanılan bir değer ilaç grubu beta blokerlerdir. Bu ilaçlar çarpıntı, terleme gibi şikayetleri azaltmak için yardımcı olarak kullanılır ancak, gebelerde dikkatli kullanılmalıdır.

Çünkü bebeğe geçerek, bebeğin gelişimini yavaşlatabilir, doğum olayının uzamasına, yeni doğan bebekte nabız hızının yavaşlamasına, sarılığın uzamasına ve kan şekerinin düşmesine neden olabilir. 6 saatte bir 20-40 mg propranolol (Dideral) kontrollu bir şekilde kullanılabilir. Hipertiroidi tedavisi için operasyona karar verilirse en uygun zaman ikinci trimestir ( gebeliğin ikinci üç ayı) dir. İlk ve üçüncü üç ayda operasyon risklidir.

Hipertiroidi tedavisinde gebelerde radyoaktif iyod (atom tedavisi olarak bilinen) kesinlikle kullanılamaz. Doğumdan sonra ortaya çıkan tiroid sorunları: Doğum sonrası dönemde tiroid fonksiyon bozukluklarında artış görülür. Özellikle doğumu takiben ilk 3 ayda ortaya çıkan halsizlik, sinirlilik, çarpıntı ve sıcağa tahammülsüzlük şikayetleri varsa mutlakabaşvurulmalıdır. ST3, ST4 yüksek, TSH normalin altında saptanması tirotoksikoz olduğunu gösterir. Gebelik öncesi ve gebelik sırasında Anti-TPO ve Anti-Tg titresi yüksek olanlarda bu tirotoksikozun nedeni Hashitoksikozis veya postpartum tiroidit olabilir. Diğer bir tirotoksikoz nedeni Graves hastalığıdır ve sıklıkla doğumu takiben 6-9 aylarda ortaya çıkar. Hashtoksikozis ve postpartum tiroidit ile Graves hastalığının birbirinden ayrılması önemlidir. Bunun için 24 saat emzirme durdurulup, teknesyum uptake testi yapılır. Bu yüksek bulunursa Graves hastalığı, düşük ise hashitoksikozis veya postartum tiroiditdir. Postpartm tiroidit 6 ay – 1 yıl içinde iyileşir. Bazen kalıcı hipotiroidi gelişebilir. Bu duruda tiroid hormonu verilerek tedavi edilmesi gerekir. Tedavi süresince belli aralıklarla ilaç kesilip bu durumun kalıcı veya geçici olup olmadığının hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Graves hastalığının ilaçla tedavi edilmesi gerekir. Propycil süte daha az geçtiği için tedavide tercih edilir. 150 mg’ı aşmayacak şekilde, küçük dozlara bölünerek her emzirmeden hemen sonra alınmalıdır. Gebelik öncesi, gebelik sırasında veya doğumdan sonra bebeğin emzirme dönemlerinde tiroid ile ilgili sorun yaşayan annelerin yeni doğan bebeklerin de bir yeni doğan uzmanı veya endokrinoloğu tarafından çok dikkatli değerlendirilmesi gerekir.

TİROİD KANSERİ NEDİR?

Tiroid boynun ön tarafında, Adem Elmasının alt kısmında yerleşik, kelebek şeklinde, 20-25 gr ağırlığında bir iç salgılı bezdir.
Hastaların çoğunda önemli bir yakınma yoktur.
Muayene sırasında Tiroid bezinde genellikle yumru tarzında (nodül) bir şişlik bulunur. Bunu hasta veya yakınları da fark edebilirler.
Bazen boynun Ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi, Magnetik Rezenans gibi bir yöntemle başka amaçla incelenmesi dolayısıyla Tiroid bezinde yumru (nodül) veya yumrular (nodüller) görülebilir.
Muayenede elle saptanmayan, görüntüleme yöntemleri ile tesaüfen fark edilen, çapı 1 cm’den küçük nodüllere çok sık rastlanır. Bunların çoğunluğu kanser değildir. Yumrular giderek önemli derecede büyüyüp çevreye basıya, ses kısıklığına neden olabilirler. Anaplatik tip kanserler hızla yayılıp kitle şeklini alır ve çevreye yapışırlar. Bütün bu durumlarda hemen hekime, mümkünse bir Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir.

TİROİD KANSERİNİN SEBEBİ NEDİR?

Kanserlerin en önemli kısmı gibi Tiroid kanserlerinin de ne sebeple oluştukları çok iyi bilinmiyor. Ancak Tiroid kanseri oluşumunda etkinliği belirlenmiş bazı özellikler vardır:

Özellikle çocukluk döneminde baş-boyuna ışın tedavisi uygulanması (Radioterapi); Yahut yaygın iyonize radyasyona maruz kalınması. (nükleer kaza, atom bombası)
Genetik yatkınlık – özellikle anne, baba, kardeş gibi yakınlarda Medüller tipte Tiroid kanseri saptanmış olması.
Çocukluk döneminde, erkeklerde nodüler yapıların kanser olma olasılığının erişkinlere ve kadınlara nazaran biraz daha fazla olma olasılığı.

TİROİD KANSERİ TANISI NASIL KONUR?

Hekim, tercihan Endokrinoloji ve metabolizma Hastalıkları Uzmanı, hastanın yakınmalarını dinleyip, muayene eder. Gerekli laboratuar tetkikleri yaptırır. Tanı için en önemli uygular. Bu yöntem: Tiroid İnce iğne Aspirasyonu Biopsisi (TİİAB) dir. Hekim eli ile saptayabildiği yumrulardan doğrudan enjektörle hücreler alır;* TİİAB hekim karar verdiğinde elile saptanamayan nodüllerden ve gerekiyorsa el il saptanabilen nodüllerdende ultrasonografi eşliğinde enjektörle hücre alır.

Deneyimli bir Sitologiğne ile alınıp bir lam’a (cam) yayılmış olan bu hüreleri boyayarak inceler ve kanser hücresi bulunup bulunmadığına karar verir.* Ultrasonografideki yumru (nodül)’ nun görünümü de hekime, kesin olmamakla beraber, bazı bilgiler verir.* Medüler Troid kanseri için, bu yönde düşünce varsa, kanda Kalsitonin isimli hormon’un artmış olup olmadığına bakılır. Belirgin artışı Medüller kanser için çok önemli işarettir.

TİROİD KANSERİ KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tüm Tiroid kanserlerinde erken tanı ve tadavi çok gerekli ve önemlidir.
Tedavinin en önemli kısmı cerrahi girişimdir. Ancak bu girişimin deneyimli ve başarılı bir Tiroid Cerrahı tarafından yapılması ve başarılı olunması ön şarttır. Özellikle %80-85 lik bölümü oluşturan Papiller ve Foliküler kanserlerde böyle başarılı bir girişim %5 vakada çok iyi bir gelecek sağlanmasının ilk ve önemli adımı olur.

Operasyon sırasında çıkarılacak kitlenin patolojik özellikleri ivedi patolog tarafından yeniden değerlendirilir. Böylece kanser olup olmadığı bir kez daha kontrol edilip bezin tamamı veya bir kısmı çıkarılır. Gerekiyorsa yöredeki lenf bezleri de ayıklanarak yeterli ameliyat yapılmış olur.

Çıkarılan Tiroid beziyle ve varsa lenflerle ilgili tüm materyal yine Tiroid konusunda konusunda deneyimli bir Patolog tarafından değerlendirilip kanserin tipi; yayılımı ve diğer özellikleri hakkında bilgi sağlanır. Bundan sonraki aşama Endokrinoloji ve Metabolizma Hastaıkları uzmanı tarafından gerçekleştirilir.

Gerekirse Radyoaktif İyot tedavisi verilerek kalmış olma olasılığı bulunan dokunun ve kanser hücrelerinin tahribi sağlanır. Böylece hastada kanser hücresi yanında Tiroid glandıda kalmamış, yani hasta Hipotiroid olmuştur. Ömür boyu yeterli dozda Tiroid Hormonu alması gerekir. Tiroid kanserlerinin büyük çoğunluğu Tiroid Stimule Eden Hormon (TSH) dan etkinliği kabul edildiğinden verilecek tiroid hormonunun dozu TSH baskılanacak şekilde yüksek tutulur.

Önceleri 6 ayda bir, daha sonra yıllık kontrollerle hasta Endokrinoloji ve Matebolizma Hastalıkları uzmanı tarafından izlenir.

TEDAVİ SONUCU NEDİR?

%80-85 lik grubu oluşturan Papiller ve Foliküller (differansiye) Tiroid kanserleri hastaların %85’i tam bir iyilik kazanır, hayatlarını normal sürdürürler. %10-15’inde nüksler, alevlenmeler görülebilir; bu durumda gerekli tedavileri yapılır. Medüller Tiroid kanserinin başka bezlerle ilgili boyutları, aileden kazanım yanında sonraki nesillere yansıma özelliği vardır. Her yönü ile incelenmeli ve izlenmelidir. Anaplastik kanser seyrek olup ileri yaşlarda oluşur. Tedavileri güç ve gelecekleri iyi değildir.