Kadıköy escort Şeker Hastalığı Diyabet - Bilge Hastanesi
444 95 75
şeker hastalığı diyabet

Şeker Hastalığı Diyabet

Şeker hastalığı enerji kaynağı olarak alınan şekerin vücut tarafından kullanılmaması nedeniyle kanda birikmesidir. Şeker, bağırsaklardan emilmesi için en basit ve küçük haline kadar parçalanır. Şekerin kullanılabilir en basit şekline glukoz adı verilir. Besinlerle alınan şeker, bağırsaklarımızda glukoza çevrilir ve hızla emilerek kana karışır.

Şekerin kandan dokulara geçmesini ve enerji kaynağı olarak yakılmasını sağlayan insülin adı verilen hormondur. İnsülin pankreasdaki beta hücreleri tarafından üretilir. Şeker hastalığı (Diyabet) olan insanlarda, insülin hormonunun azlığı yada insülin hormonunun etkisizliği nedeniyle, glukoz halindeki şeker, kaslar ve diğer dokular tarafından olması gerektiği gibi kullanılamaz. Kan şekeri artar. Bu duruma Hiperglisemi adını veriyoruz.

Kandaki şeker yani glukoz miktarı arttığında, bu yüksek şeker seviyesini düşürebilmek için beta hücreleri, daha fazla insülin üretmeye başlarlar. Kandaki insülin miktarı da artar. Bu duruma Hiperinsülinizm adı verilir. İnsülin, asıl olarak dokuların glukozu enerji kaynağı olarak kullanılmasını sağlar.

Şeker Hastalığı (Diyabet) olan kişilerde, insülin bu görevi yapamaz. Bunun nedeni dokuların insüline karşı direnç göstermesidir. İnsülin direnci çoğu kez Şeker Hastalığı bulguları tam olarak ortaya çıkmadan başlamıştır. İnsülin direnci ile başlayarak, hiperinsülinizme yol açan şeker hastalığını, Erişkin Şeker Hastalığı yada Tip 2 Diyabet adı verilir. Şeker hastalığı olan kişilerin %90 kadarı Tip 2 Diyabet hastasıdır. Tip 2 Diyabet genelde erişkin yaşta ortaya çıkar ve çok sıklıkla şişmanlıkla beraber görülür. Şeker Hastalığı %10 kadar hastada, çocukluk çağında ortaya çıkar. Bu tip şeker hastalarında, neredeyse hiç insülin üretimi yoktur ve bazıları doğuştan itibaren insüline bağımlı olurlar. Bu Şeker Hastalığı tipine Tip 1 Diyabet adı verilir. Çocukluk Çağı Şeker Hastalığı olarak da adlandırılır.

Şeker Hastalığı belirtileri

Susama,* Çok ve sık idrar yapma,* Çok yemek yeme ancak buna rağmen kilo kaybetme,* Bulanık görme gibi çok tipik bulgulardır. Bazen nadir durumlarda şeker hastaları komaya kadar varabilen ağır sorunlarla da hastaneye başvurabilirler.

Genellikle şeker hastalığı belirtileri çok ağır değildir ve şeker hastalığı gizli seyredebilir. Bazı aşamalarda ise şeker hastalığı hiç bulgu vermeyebilir. Dolayısıyla hastalara Şeker Hastalığı tanısı konulduğunda hastalarda bir takım şeker hastalığı belirtileri klinik olarak göstermeye başlamıştır.

Oysa ki hastaların kan şekerleri şeker hastalığı tanısı konulmasından çok daha önce yüksek seyretmeye başlamıştır. Bu hastalarda rutin kan yada idrar testlerinde artmış kan şekeri saptanarak tanıya gidilir. Bazen Şeker Hastalığı dönemsel olarak ortaya çıkar ve sonra tekrardan ortadan kalkabilir. Buna en iyi örnek olarak gebelikte oluşan Şeker Hastalığı (Gestasyonel Diyabet) gösterilebilir. Bu hastalarda tam olarak gestasyonel diyabet olabileceği gibi sadece kan şekerinde hafif bir bozukluk ( glukoz intoleransı) şeklinde de görülebilir. Bu nedenle bütün hamile kadınlara mutlaka gerekli testler yapılarak gestasyonel diyabet araştırılır.

Şeker Hastalığının Çeşitleri Nelerdir?

Bazı çok nadir tiplerin nedenleri biliniyor olsa da, toplumda sıklıkla görülen Şeker Hastalığı tiplerinin tam olarak nedeni hakkında bilgimiz sınırlıdır. Şeker Hastalığı olan hastaların ezici bir çoğunluğu iki ana gruba ayrılarak incelenir:

Tip1 Diyabet (İnsülin eksikliğine bağlı çocukluk çağı şeker hastalığı)

Tip 1 Diyabet insülin üreten beta hücrelerindeki bir bozukluk nedeniyle ortaya çıkar. Tip 1 Diyabet hastalarında insüln üretimi hiç yok denecek kadar azdır. Çok erken yaşlarda ortaya çıkar. Henüz klinik olarak bulgu vermediği dönemde dahi kandaki testlerinde antikor adı verilen maddelerin saptanması ile Tip 1 Diyabet tanısı konulur. Tip 1 Diyabetli hastaların büyük çoğunluğu şeker hastalığı belirtisi başladığı dönemden itibaren insülinsiz yaşayamazlar. Hayat boyu insülin kullanmalar gerekir. Bu nedenle Tip 1 diyabeti olan hastalarda şeker ameliyatı faydalı olmamaktadır. Şeker ameliyatlarının faydalı olabilmesi için vücudunuzda kendi insülin deponuzun tükenmemiş olması gerekmektedir.

* Tip 2 Diyabet (İnsülin direncine bağlı erişkin çağı şeker hastalığı)

Tip 2 Diyabet En çok görülen formdur. İnsülin salgılanması yada insülin dokularda etki göstermesinde bir bozukluk nedeniyle oluşur. Nedeni bilinmemekle birlikte, altta yatan bir bağışıklık sistemine ait bir sorun yoktur. İnsüline yada beta hücrelerine karşı antikor bu hastalarda yoktur. Obezite ile çok yakın ilişkilidir. Aşırı şişman hastalar Tip 2 Diyabet için çok yüksek risk altındadır. Bu hastalarda obezite cerrahisi, çok ağır şeker hastalığı bulgularını bile tamamen ortadan kaldırmaktadır. Obezite ile mücadele, şişman şeker hastalarında altın standart tedavidir. Tip 2 Diyabet kan yağlarında artış, kalp krizi, inme ve hipertansiyon için en önemli risk faktörlerinden birisidir. Neden olduğu bu bozukluklar, çok çeşitli organ bozukluklarına yol açar. Tip 2 Diyabet körlüğe varan görme kayıplarının en sık nedenlerindendir. Birçok hastada daha Tip 2 Diyabet tanısı konulmadan bulanık görme başlamaktadır. Birçok hastaya Tip 2 Diyabet tanısı, bu görme kusuru nedeniyle yapılan incelemeler ile konulmaktadır.* Son evreye geçmemiş görme bozuklukları, İLEAL İNTERPOZİSYON (şeker hastalığı ameliyatı) ile tamamen düzeltilebilir. Diyalize giren kronik böbrek yetersizlikli hastaların yarısından fazlası, böbrek yetersizliğine Tip 2 Diyabete bağlı böbrek kaybı nedeniyle girmektedir. Diyalize bağımlı böbrek yetersizliğinin en sık nedeni Tip 2 Diyabettir.* Geri dönüşümsüz aşamaya geçmemiş böbrek bozuklukları İleal İnterpozisyon ameliyatı ile tamamen düzeltilebilir. Metabolik cerrahi ile şeker hastalığı tedavi edilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki yaş arttıkça, obezite ağırlaştıkça ve fiziksel aktivite azaldıkça Tip 2 Diyabet ağırlaşmaktadır. Metabolik cerrahinin Tip 2 Diyabete olan faydası kendi vücudunuzu henüz yormadan ve rezervlerinizi tüketmeden uygulandığında %100 olmaktadır.

Gizli Şeker (Pre Diyabet) Nedir?

Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır. Diyabet önleme programına katılan pre-diyabetiklerin %11’nde diyabet gelişmiştir. Bazı çalışmalar pre-diyabetik çoğu kişide 1 yıl içinde Tip 2 diyabet geliştiğini saptamıştır. Yani pre-diyabet Tip 2 diyabete adaylık durumudur. Pre-diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalık riski kan şekeri normal olan bireylere kıyasla 1.5 kat daha fazladır. Diyabetli bireylerde ise 2-4 kat fazladır. Pre-diyabetli bireyler yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde pre-diyabetli olmayı önleyebilir ve geciktirebilir.Pre-diyabetli Olup Olunmadığı Hangi Testler ile Belirlenir? Doktorlar pre-diyabeti belirlemek için açlık kan şekeri veya oral glikoz tolerans testi (OGTT) kullanabilirler. Her iki test içinde bir gece boyu süren açlık gereklidir. Açlık kan şekeri için kahvaltı yapmadan önce kan şekeri ölçülür. OGTT’ de ise açlık ve glikozdan zengin içecek içildikten sonra 2. saatte tekrar şeker ölçümü yapılır.

Kimlerin Pre-diyabetik Tanısı için Test Yaptırması Gereklidir?

Şişman ve 45 yaşın üstünde iseniz pre-diyabetli olup olmadığınızı öğrenmek için test yaptırmanız gereklidir. Eğer vücut ağırlığınız normal ise ve 45 yaş civarında iseniz testi yaptırmanın sizin için uygunluğunu doktorunuza danışınız. 45 yaşında genç erişkinlerde ve şişman bireylerde diyabet ve pre-diyabet yönünden risk faktörlerinin varlığı araştırılır. Bu risk faktörleri yüksek tansiyon, düşük HDL-kolestrol düzeyi, yüksek trigliserid düzeyi, ailede diyabet varlığı, gestasyonel diyabet, 4,5 kg üzerinde bebek doğumu öyküsü olmasıdır.

Diyabet Nasıl Tedavi Edilir?

Diyabet tedavisinde amaç kan şekeri ayarını sağlamak diğer bir ifade ile kan şekeri yükselmelerini ve kan şekeri düşmelerini önlemektir. Bu ayarın sağlanması komplikasyonların gelişimini önlemek veya gelişmiş komplikasyonların seyrini yavaşlatmak için son derece önemlidir. İyi bir diyabet kontrolü, kan şekeri seviyenizi mümkün olduğunca normale en yakın tutmak anlamına gelir.

Bu durum, aşağıdakilerin yapılmasıyla sağlanabilir.

Sağlıklı Beslenme

Yenilen besinlerin özellikle karbonhidrat içeren besinlerin vücudun ihtiyacından fazla tüketilmesi kan şekeri seviyelerini yükseltir. Kan şekeri kontrolünün sağlanmasında diyabetli bireye özgü beslenme tedavisinin verilmesi önemlidir. Diyabetli kişilerle diğer kişilerin besinlere olan gereksinimi aynıdır. Her insanın enerji, karbonhidrat, protein, yağ, lif, vitamin, mineral gereksinimi vardır. Bir kişide diyabetin olması bu gereksinimlerden birini veya birkaçını azaltması veya arttırması anlamına gelmez.

Egzersiz

Egzersiz, vücudunuzun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. Ayrıca, şişman tip 2 diyabetli kişilerin kilo kaybetmesine yardımcı olur.

İlaç/İnsülin

İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan ve böylece kan şekeri yükselmelerini önleyen bir hormondur. Tıp 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Vücut insülin yapmıyor ise dışardan enjeksiyon yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir. Tip 2 diyabetli kişilerin kan şekerinin ayarını sağlamak için ağızdan alınan ilaçlara veya insüline gereksinimleri olabilir. Yukarıdaki maddelerin tümü arasında bir denge tutturmak önemlidir. Bu dengenin oluşması için diyabetli birey mutlaka diyabet ve tedavisi konusunda doktorundan bilgi almalıdır.

En İyi İnsülin Tedavi Yöntemi Hangisidir?

Tek ve en iyi yöntem, size özel basit ve sizin kolayca uyum sağlayabileceğiniz, yaşamınızı aksatmayan, tepki vermenize yol açmayan ve etkin kan şekeri kontrolünü sağlayan yöntemdir.

İnsülin Tedavisinin Yan Etkileri Var mıdır?

İnsülin tedavisinin en önemli yan etkisi kan şekeri düşmesidir (hipoglisemi). Kan şekeri 50ml/dl’nin altına düştüğü zaman hipoglisemi görülür.* Doktorunuza danışmadan insülin dozunda değişiklik yaparsanız.* Öğün atlarsanız.* Diğer günlere kıyasla daha fazla hareketliyseniz veya egzersiz yaparsanız hipoglisemi yaşabilirsiniz.

Hipoglisemi belirtileri

  • Terleme
  • Titreme
  • Dikkat dağılması
  • Baş dönmesi
  • Şuur bulanıklığı
  • Bulanık göreme
  • Uykudan uyanamama
  • Hipoglisemi evimizden uzakta, yolculukta veya bir yerde ve zamanda olabilir. Bu nedenle diyabet kimlik kartınızı mutlaka yanınızda taşıyınız.