Kadıköy escort Yemek borusu kanseri ve iyi huylu hastalıkları - Bilge Hastanesi
444 95 75

Yemek borusu kanseri ve iyi huylu hastalıkları

Yemek borusu kanseri ve iyi huylu hastalıkları reflüye bağlı gelişen ve son 30 yılda dünyada en hızlı artan kanser türüdür ve erkeklerde sıklık açısından 7’inci sırada yer alır. Ülkemizin özellikle Doğu Anadolu bölgesinde çok sık görülen yemek borusu kanseri ülkemizin doğusundan başlayıp, Hazar denizinin güneyi, Afganistan, Çin ve Japonya’ya kadar uzanan bir bölgede çok sık görülür.

Bazı bölgelerde kanser sıklığı yılda 100 binde 170’lere varır. Akciğer kanserinin erkeklerdeki görülme oranının ülkemizde yılda 100 binde 40 olduğu göz önüne alındığında hastalığın ne kadar sık olduğu anlaşılabilir. ABD’de her yıl 13 bin kişi yemek borusu kanseri ile teşhis edilirken, ülkemizde bu sayı 5 bin-6 bin arasındadır.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Sigara ve alkol tüketimi yemek borusu kanserinin risk faktörleri arasında önemli bir etkendir. Yassı (Skuamoz) hücreli karsinomun (Kötü huylu tümör) gelişiminde diyet biçiminde yassı (Skuamoz) hücreli tip kanser gelişimini arttırmaktadır. Adenokarsinom ( Mikroskopik yapısı salgı bezi özellikleri gösteren huylu tümör) için ise en önemli risk faktörü Barrett özofagusudur. Safra ve uzun süreli asit reflüsü yemek borusunda adenokarsinom riskini arttırmaktadır. Ailesel ve genetik faktörlerde kanser gelişimi gözlenmektedir.

YEMEK BORUSU KANSERİNİN TİPLERİ NELERDİR?

Özofagus kanserinin iki ana hücre ipi vardır. Bunlardan birincisi skuamoz (yassı) hücreli karsinom (kötü huylu tümör) ve ikincisi adenokarsinom. Skuamoz hücreli karsinom yemek borusunun iç yüzünü döşeyen hücrelerden gelişir. Adenokarsinom ise yemek borusunu döşeyen hücrelerin uzun süreli reflü nedeniyle şekil değiştirerek önce mide ve barsak hücrelerine, sonrada tümör hücrelerine başkalaşması sonucunda oluşur. Adenokarsinom ülkemizde de reflünün sıklaşması nedeniyle gittikçe artmaktadır.

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Yemek borusu kanserinin teşhisi endoskopi ve bu işlem sırasında alınan parçanın patolojik incelemesi ile yapılır. Endoskopik olarak görülemeyen duvar içerisinde yer alan tümörlerde endoskopik ultrasonografi ile iğne biyopsisi yapılabilir. Hastalığın teşhisi için basit şikayetler şeklinde de belirtilerin ihmal edilmemesi gerekir. Daha önceden olmayan yemek yedikten sonra takılma hissi uyarıcı niteliktedir. Hafif derecede dahi bir yutkunma güçlüğü yemek borusu kanserini işaret eder.

HASTALIĞIN AŞAMALARI NELERDİR?

Hastalığın teşhis aşamasının anlaşılması için değişik yöntemler uygulanır. Endoskopi, hastalığın yemek borusun ne kadarını etkilediğini ve tümörün uzunluğu hakkında bilgi verirken hastalaraq toraks ve üst batın tomografi çekilir. Bu tomografik inceleme hastalığın çevre dokulara, akciğerlere ve karaciğere sıçrayıp sıçramadığı hakkında bilgi verir. Nükleer tıp yöntemlerinde PET, vücutta fazla şeker tüketen dokuları gösterir. Kanser hücreleri hızlı üreyebilmek için birçok dokudan daha fazla şeker tüketir. PET tümörün boyutları, çevre dokularla ilişkisi, bölünme hızı ve lenf bezlerine ve başka organlara sıçrayıp sıçramadığını gösterir. Tüm bu tetkikler sonucunda özofagus kanserinin klinik aşaması belli olur ve tedavi yöntemi bu aşamaya göre planlanır.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Yemek borusu kanseri diğer organlara metastaz yapmadığı sürece ameliyat ile tedavi edilebilir. Tümör dokusunun çok büyük olduğu yakınındaki lenf bezlerine sıçradığı durumlarda ameliyat öncesi kemoradyoterapi uygulanarak tümör dokusu küçültülür ve ameliyat ile tedavi edilebilir. Stent uygulamaları tedavi edici nitelikte değildir. Stent ile daralmış olan bölge tümör itilerek açılır. Eşlik eden kalp veya diğer organlar rahatsızlıkları olan ve cerrahi tedavinin yüksek risk taşıdığı hastalarda tedavi olarak sadece kemoradyoterapi uygulanabilir.

Akalazya Nedir?

Özofagus (yemek borusu) ağızda çiğnenen ve tükrükle karıştırılan gıdaların mideye iletilmesini sağlayan, kendi kas tabakası bulunan tüp şeklinde bir yapıdır. Normalde yutmayla oluşan kasılma dalgası, lokmayı özofagustan mideye doğru ilerletir. Aynı zamanda yine yutmayla alt sfinkterde gevşeme olur ve lokma mideye geçer. Yutma esnasında gevşemesi gereken özofagus alt snifkerteri tamamen gevşemez, zamanla üst bölümler genişler ve kasılmalar durur. Hastalık ilk olarak Sir Thomas Willis tarafından bir hastada özafagus dilatasyonu olarak tanımlanmış ve darlık balina kemiği ile başarılı bir şekilde genişleterek tedavi edilmiştir.

Akalazya Nedenleri Nelerdir?

Akalazyadaki temel bozukluk alt özofagus sfinlteri düzeyindeki düz kasların sinir yapısındadır. Hastalığın ilerlemesiyle tutulan sinir sayısı ve çeşidi de artmaktadır. Akalazya hiç bir neden olmadan veya çeşitli hastalık durumlardan sonra yemek borusundaki kapakçık sistemini besleyen sinir ağındaki hücrelerin ölmesiyle oluşabilir. Tüm vakaların %1’inden azında kalıtsal nedenler saptanmıştır. Akalazya hastaların büyük bir kısmında alta yattan başka bir hastalık bulunmamaktadır. Nedeni bilinmeyen akalazyada etiyolojik olarak kalıtsal, otoimmün, infeksiyöz ve çevresel nedenler suçlanmıştır. Bir kısım hastada ise virüslere bağlı enfeksiyonlar, şeker hastalığı, skleroderma, mide borusu kanseri, Chagas hastalığı gibi çeşitli hastaların akalazyaya yol açabiliceği gösterilmiştir.

Akalazya Tedavi Nasıldır?

Akalazyada yapılan tedaviler yutma güçlüğü hissinin en uzun süreyle ortadan kaldırılmasına ve yol açabileceği problemleri önlemeye yöneliktir. Yoksa kaybolmuş sinir yapısını yerine getirmek mümkün değildir. Bu amaçla hastalığın şiddetine göre çeşitli tedaviler önerilmektedir. Temel olarak ilaç tedavisi, Botox enjeksiyonu, dilatasyon ve cerrahi miyotomi’den oluşan dört tedavi yöntemi vardır. Bu yöntemlerden ilk ikisi ile kısa süreli tedavi sağlanırken, pnömatik dilatasyon ve cerrahi miyomotomi ile kalıcı cevaplar elde edilir.

İlaç Tedavisi: Nitratlar ve kalsiyum kanal blokerleri gibi ilaçlar, düz kaslardaki gevşetici etkiler ile alt sfinkterde basıncı düşürerek mideye geçişi kolaylaştırır ve semptomatik düzelme sağlayabilirler. Bu amaçla en sık nitratlar kullanılmaktadır. Kalsiyum kanal blokerleri ve garantili değildir. Ancak diğer tedavilerin kullanılamayacağı hastalarda veya ana tedavi için hazırlık döneminde kullanılmalıdır.

Botox enjeksiyonu: Endoskopik yöntemle alt sfinktere 80 IU botox enjekte edilir. Tedavi %90 başarılı olsa da, bir yıl sonra bu oran %60’lara iner. Etki geçici olduğu için tekrarlanması zorunludur, ciddi yan etkisi olmadığından diğer tedavilerin uygulanamadığı, riskli veya ileri yaşlı hastalarda kullanılabilir.

Dilatasyon: Endoskopiyle girilerek şişirilebilen balon dilatatörler kullanılarak yapılan genişletme işlemidir. İlk olarak 3 cmlik balonla yapılan dilatasyon, etkisi azaldıkça arttırılarak devam edilebilir. %4 civarında yemek borusunda delinme riski vardır, ancak bunların tama yakını ameliyatsız tedavi edilebilir. Sırta, omuzlara veya kollara doğru yayılan şiddetli ve inatçı ağrı, göğüs ortasında ağrı, ağızdan kan gelmesi, besinlerin nefes borusuna kaçması gibi komplikasyonlar da görülebilir.

Cerrahi Tedavi: Yukarıda behsedilen yöntemlerin en önemli sıkıntısı, birçok hastada yakınmaların bir süre sonra tekrar oluşmasıdır. Hastalığın kesin tedavisi sadece ameliyat ile sağlanabilir.